19 Nisan 2015 Pazar

Zihinsel Boşalmalar - 1

Uzun zamandan beri görmediğiniz, ancak yeniden karşılaştığınız bir kişiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirme olasılığınız pek azdır. Yani çoğu zaman laf lafı açmaz, araya uzun sessizlikler girer ve her iki kişi de içinden bolca zihinsel boşalma yaşamaya başlar. Onlara da böyle olmuştu işte... Facebook adı verilen sosyal ağın en büyük keleği olan ''tanıyor olabileceğiniz kişiler'', bir kez daha birbirlerinin hayatlarında olmalarına hiç lüzum olmayan iki kişiyi bir araya getirmişti...

Hayatı Burger King'in önünde potansiyel sevgilisini beklemekle geçen erkeklerden birisiydi o. Çirkin değildi belki ama hayata karşı önüne geçilemez bir sakarlığı vardı. Hiç bıkmadan kendi ile aynı olmasa bile benzer hisleri hisseden birini arardı. Kendi ile çelişir, çelişik duyguların altında ezilir, ezildikçe de kollarını birbirine kavuşturarak inat eden bir çocuk gibi anlaşılmayı beklerdi. Şimdi de bekliyordu. Taksim'deki Burger King'in önünde liseden beri görmediği, fakat bir zamanlar aşık olduğu o kızı bekliyordu. Saat 12:58:48'di ve kız her an gelebilirdi...

Geldi.

Kız hala güzeldi. Biraz kilo mu almıştı? Olsun ama güzeldi. Dudağının kenarında ufacık bir gülücük vardı. Acaba geldiğine pişman mı olmuştu? Elindeki kitap neydi? Hangi yazarındı? Yanına doğru yürüse miydi, yoksa gelmesini mi bekleseydi? Bir adım attı, vazgeçti. İçinden küfretti. Karar veremiyordu işte böyle. O karar verene kadar hayat akıyordu. Gene öyle olmuştu, kız gelmişti...
İçinde milyonlarca soru işareti barındıran bir merhaba ile selamladı kızı.

''Merhaba''
-Elini sıktım ama fazla mı resmi oldu? Öpse miydim? Gözleri hala aynı muzip ışıkla yanıp sönüyor. Acaba bir gün onu gerçekten öpebilir miyim?

Fotoğraf: Mike Cotrutsa
Beraberce İstiklal'den aşağıya doğru yürümeye başladılar. Aman trafik çok fena, bu İstiklal'in yolları da çok bozuldu gibi fazlasıyla saçma cümleler kurdular. Daha sonra self-servis veren bir kafeteryaya girip oturdular. İlk 20 dakika eski lise anıları bir şekilde idare etti her şeyi. Liseden sonra yapılanlar da anlatıldı. Sustular. Kız arada bir telefonuna bakıyor, kimi zaman da dışarıyı seyrediyordu. Gözleri buluşmuyordu. Hayal edilen o sıcaklık yoktu. Sonra aniden belki de ilk kez gerçekten baktı kız ona...

''Muhabbet bitti galiba.'' der gibi baktı kız. Facebook'un canı cehenneme!
''Siktir et, hala çok güzelsin.'' der gibi baktı erkek. Daha önce hiç gerçek bir sevgilim olmadı!
''Bana mı diyorsun? Buraya gelmem hataydı. İnsan hiç mi değişmez? Çok sıkıcısın.'' der gibi baktı kız. Acımasız.
''Beni hiç tanıma zahmetine katlanmadın ki. Neden geldin o zaman?'' der gibi baktı erkek. Yenilmeye alışkın.
''Ne bileyim ben? Yapacak daha iyi bir plan yoktu herhalde.'' der gibi baktı kız. Hala acımasız.
''Bir kadının sıcaklığına ihtiyacım var. En son ne zaman seviştin?'' der gibi baktı erkek. Aç.
''Ne diyorsun anlamıyorum.'' der gibi baktı kız.
''Sevişmek diyorum. Bana mı gitsek?'' der gibi baktı erkek.
''Eh, saat de geç oldu. Gideyim artık ben.'' der gibi bakmadı kız. Dedi. Kalktı, elini uzattı, eski günleri yad ettik ne güzel gibisinden veda cümleleri kurdu. Çekti gitti...


Erkek tek başına kaldı. Bazı güçlükler nedeniyle iyi oynanamamış bir tiyatro sahnesinde gibiydi. Onun hayatı suflörün bile ne diyeceğini şaşırdığı bir komedyaydı zaten... 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

eyyy yabancı.. geldiysen bir şey söyle..
en azından parmağın bir harfe basılı kalsın ki "oooooOO filanca da buradaymış" diyebilelim..