28 Nisan 2015 Salı

duyuru


Sayın, burayı okuyanlar,

Deneme, öykü, modern şiir, saçma sapan gibi görünüp önemli bir konuya parmak basan ve sıkıcı olmayan yazılar, siyah beyaz resimler, komiklikler, hatta birkaç siyah beyaz karikatür filan gönderin bize..

Fakat bilinçaltınızda yatan korkunç veya gizemli, seksi, şizofrenik, çoklu kişilik, halüsilojenik hadiseler efendim böyle eltinizi öldürme planları gibi şeyler içeren yazılar resimler çok daha ilgimizi çeker.. Çok daha güzel olur..

Biliyorum, ilk sayı işte.. Henüz ne olduğu belli değil ama çekinmeyin a dostlar.. ekip iyi olursa kobi destek kredisi alıp dükkana tabure tavla filan alırız.. büyürüz iyi olur :)

21 Mayıs'a kadar gönderin lütfen ama bak son güne bırakmayın sakın.. Bir de bunun daha düzenlemesi var baskısı, kesimi, katlaması, zımbalanması, dağıtılması filan ohooo bir ton iş var yani..

Hadi bekliyorum..
Atakan..
yarasafanzin@gmail.com

27 Nisan 2015 Pazartesi

ve öyleydi...

  Yetkililer çok iyi çalışmıyordu. Elektrikler ilk kez bu kadar uzun süreli kesilmişti. Sabah sevdiceğine ergen tribi yapıp, öğleden sonra barışan sevgili ayrılığı gibi değildi. Evet ciddi ciddi tamamen gitmişti.!.

kaynak: favim
    Fakat sular akıyordu neyse ki. Yüzlerce kişi duşta köpüklü kalmamıştı. Su soğuk da olsa akıyordu.

    Bir grup öğrenci; başka başka yerlerde başka başka yöntemlerle ders çalışmayarak eğitim çıtasının düşüş göstermesine katkı sağlıyordu. Zaten YGS' de barajı geçen öğrenci sayısı da sekteye uğramıştı. Acaba öğrenciler kendi aralarında ne işler çeviriyordu. Kanıt dizisi yetkilileri bu olaya el atmalıydı.

     Ve ben seni seviyordum. Bütün bu olanlara rağmen seni sevebilme hissimi kaybetmemiştim. Hani yoğurt ve salatalığı su katmadan karıştırıp yeni bir şey icat etmiştik, hatırlar mısın? Belki o günlerde de sular kesikti ama bak şimdi öyle mi? Şimdi en fazla elektrikler kesiliyor? Sular, sular seller gibi ah ah :)

    Hem 3G'miz var bizim. 4G ve 5G'lerde varmış başka başka ülkelerde ama biz sabredecekmişiz 5G için. Çünkü bizim sabır taşı olduğumuz konusundaki söylentileri yalancı çıkarmamamız gerekli. Çünkü biz kavuşamayan sevdalılar, bu şekilde sabrımızı pekiştiriyoruz. Gerçi çeyiz yardımıyla bizi kavuşmaya teşvik ediyorlar ama biz bu oyunlara gelmeyiz! Ne demiş ünsüz bir düşünür "kavuşursak ölürüz biz" bunu kimileri "ayrılsak ölürüz biz" şeklinde okuyor. Aman sevgili sen bu oyunlara gelme.  Daha deleceğim dağlar var benim. Hem dememiş mi sanatçı "oysa  ayrılıklar da sevdaya dahil!"

Depresif Polyanna

23 Nisan 2015 Perşembe

playlist | 01

Ayda iki kere müzik listesi yayınlamak gibi bir düşüncem var..
Bunlar bazen yerli bazen yabancı bazen karışık olabilir.. Elbette müzik tarzlarında da farklılıklar olabilir..
İlk liste Türkçe 20 şarkıdan oluştu.. Biraz da aceleye geldi aslında..
Neyse haydi iyi dinlemeler..

***
1- Son Feci Bisiklet - İ.K.O
2- Adamlar - Kapısı kapalı
3- Yasemin Mori - Bitli kaptan
4- Gaye Su Akyol - Zaman asla affetmez
5- Nada - Birileri
6- Yüzyüzeyken Konuşuruz - Ateş edecek misin?
7- Kıvılcım Ural - Şaraba benzer
8- DANdadaDAN - Tezkere
9- Kaç Canım Kalmış - Banklarda mı yatayım?
10- Ceylan Ertem - Son bakış
11- Korhan Futacı ve Kara Orkestra - Geleneksel mahşer günü
12- Bubituzak - Kulaç
13- Dolunay Obruk - Aşık olmak istemem
14- Su Soley - Anladın mı?
15- Sattas - Eskitilmiş
16- Şirin Soysal - Bir şeyler var
17- Peyk - Köleler ve kilitler
18- Ali Atay - Eksik bir şey mi var
19- Flört - Lan oğlum böyle olmaz
20- Melis Danişmend - Bin doz öfke
***

21 Nisan 2015 Salı

Normal

Her şey normal. Nedir normal? Nasıldır normal? Nasıl normal olur her şey? Nasıl normalleşir? Nelerdir normaller? Et yemek normal midir mesela? Sigara içmek? Alkol almak? Ölmek? Doğmak? Okumak, sıçmak, sevmek, düşünmek, dinlemek? Her şey normal değil mi?

Normal bir şey hayatınıza ne katabilir? Hayatınıza bir şey kattığını hissettiğiniz andan itibaren hala normal denebilir mi? Mucizevi şeyleri dahi normalleştirmek, sıradanlaştırmak, onlara olan değeri azaltır mı?

Ana rahminden çıkıp popoya yenen ilk şaplaktan itibaren atmosferde serbest dolaşan oksijen, azot vb bilimum elementleri ciğerimize çekip, kullandıktan sonra karbondiyoksit olarak geri veririz atmosfere. Çok normaldir değil mi bu? Günde ortalama 23000 kez yaptığımız bir şey.

Her şey normalleştikçe hiçbir şeye şaşırmaz hale geliyoruz. Durup bir çiçeği seyretmiyoruz, çayın tadını çıkarmıyoruz, meydanlarda sesimizi yükselttiğimizde gaz kapsülü nereden gelecek diye tetikte bekliyoruz.

Şaşırmıyoruz yahu! Şaşırın lan! Merak edin! Nefesinizi tutun otuz saniye, nefes almanın ne kadar şaşılası bir şey olduğunu farkedin. Tomurcuğundan yeni sıyrılmış bir çiçeği seyredin saatlerce. "Çay işte" deyip geçmeyin, her bir damlasının farkına varın.

Sadece okumak yetmez, sadece bilgilenmek, öğrenmek yetmez. Yani "normal" yöntemlerle öğrenmek yetmez. Şaşırın! Şaşırdıkça merak edersiniz. Merak ettikçe araştırırsınız. Gözlemleyin, deneyimleyin. Her zaman kitaptan öğrenilmez bilgiler. Baktığınız, tattığınız, duyduğunuz, dokunduğunuz, kokladığınız her şeyi merakla yapın, şaşırarak yapın. Hiçbir şeyi normalleştirmeyin!

Not: Bu yazı, Yufkayüreklikelgöbekli.blogspot.com daki "NORMAL" isimli yazıdan alınmıştır..
YufkaYürekliKelGöbekli yakında yeni yazılarıyla burada..

20 Nisan 2015 Pazartesi

beni vur

parmak uçlarım hissiz..
sarı ışık yanıp sönüyor köşede
el frenini çekip kaydıracağım birazdan
işin ucunda hasar var.. belli..
hasarlı beynim, tüm geçmişim..
yarım kalan bir elma gibi
sararmış hayallerim..
açım.. ruhum aç..
biraz gitar sesi verin bana
biraz da midye dolma..
kalemim var da
biraz parşömen getirin ulan
biraz da marijuana..
parmak uçlarım saçlarına
parmak uçlarım yanaklarına
parmak uçlarım omuzlarına
gel yatakta devam edelim kalanına..
davalı oldum bir kere
twitterda birine göt dedim diye..
geldiler, silahları da var..
beni vur, beni onlara verme..

Fotoğraf -> flickr/kafreenphotos

19 Nisan 2015 Pazar

Zihinsel Boşalmalar - 1

Uzun zamandan beri görmediğiniz, ancak yeniden karşılaştığınız bir kişiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirme olasılığınız pek azdır. Yani çoğu zaman laf lafı açmaz, araya uzun sessizlikler girer ve her iki kişi de içinden bolca zihinsel boşalma yaşamaya başlar. Onlara da böyle olmuştu işte... Facebook adı verilen sosyal ağın en büyük keleği olan ''tanıyor olabileceğiniz kişiler'', bir kez daha birbirlerinin hayatlarında olmalarına hiç lüzum olmayan iki kişiyi bir araya getirmişti...

Hayatı Burger King'in önünde potansiyel sevgilisini beklemekle geçen erkeklerden birisiydi o. Çirkin değildi belki ama hayata karşı önüne geçilemez bir sakarlığı vardı. Hiç bıkmadan kendi ile aynı olmasa bile benzer hisleri hisseden birini arardı. Kendi ile çelişir, çelişik duyguların altında ezilir, ezildikçe de kollarını birbirine kavuşturarak inat eden bir çocuk gibi anlaşılmayı beklerdi. Şimdi de bekliyordu. Taksim'deki Burger King'in önünde liseden beri görmediği, fakat bir zamanlar aşık olduğu o kızı bekliyordu. Saat 12:58:48'di ve kız her an gelebilirdi...

Geldi.

Kız hala güzeldi. Biraz kilo mu almıştı? Olsun ama güzeldi. Dudağının kenarında ufacık bir gülücük vardı. Acaba geldiğine pişman mı olmuştu? Elindeki kitap neydi? Hangi yazarındı? Yanına doğru yürüse miydi, yoksa gelmesini mi bekleseydi? Bir adım attı, vazgeçti. İçinden küfretti. Karar veremiyordu işte böyle. O karar verene kadar hayat akıyordu. Gene öyle olmuştu, kız gelmişti...
İçinde milyonlarca soru işareti barındıran bir merhaba ile selamladı kızı.

''Merhaba''
-Elini sıktım ama fazla mı resmi oldu? Öpse miydim? Gözleri hala aynı muzip ışıkla yanıp sönüyor. Acaba bir gün onu gerçekten öpebilir miyim?

Fotoğraf: Mike Cotrutsa
Beraberce İstiklal'den aşağıya doğru yürümeye başladılar. Aman trafik çok fena, bu İstiklal'in yolları da çok bozuldu gibi fazlasıyla saçma cümleler kurdular. Daha sonra self-servis veren bir kafeteryaya girip oturdular. İlk 20 dakika eski lise anıları bir şekilde idare etti her şeyi. Liseden sonra yapılanlar da anlatıldı. Sustular. Kız arada bir telefonuna bakıyor, kimi zaman da dışarıyı seyrediyordu. Gözleri buluşmuyordu. Hayal edilen o sıcaklık yoktu. Sonra aniden belki de ilk kez gerçekten baktı kız ona...

''Muhabbet bitti galiba.'' der gibi baktı kız. Facebook'un canı cehenneme!
''Siktir et, hala çok güzelsin.'' der gibi baktı erkek. Daha önce hiç gerçek bir sevgilim olmadı!
''Bana mı diyorsun? Buraya gelmem hataydı. İnsan hiç mi değişmez? Çok sıkıcısın.'' der gibi baktı kız. Acımasız.
''Beni hiç tanıma zahmetine katlanmadın ki. Neden geldin o zaman?'' der gibi baktı erkek. Yenilmeye alışkın.
''Ne bileyim ben? Yapacak daha iyi bir plan yoktu herhalde.'' der gibi baktı kız. Hala acımasız.
''Bir kadının sıcaklığına ihtiyacım var. En son ne zaman seviştin?'' der gibi baktı erkek. Aç.
''Ne diyorsun anlamıyorum.'' der gibi baktı kız.
''Sevişmek diyorum. Bana mı gitsek?'' der gibi baktı erkek.
''Eh, saat de geç oldu. Gideyim artık ben.'' der gibi bakmadı kız. Dedi. Kalktı, elini uzattı, eski günleri yad ettik ne güzel gibisinden veda cümleleri kurdu. Çekti gitti...


Erkek tek başına kaldı. Bazı güçlükler nedeniyle iyi oynanamamış bir tiyatro sahnesinde gibiydi. Onun hayatı suflörün bile ne diyeceğini şaşırdığı bir komedyaydı zaten... 


9 Nisan 2015 Perşembe

doğum

Merhaba..

İlk adımı attık..

Değişik şeyler yazan ve siyah beyaz resim yapan başka insanları da buralarda görmek güzel olur..

Korkma, öcü değiliz.. yaz bize.. yarasafanzin@gmail.com

Çok yakında.. burada ve bağzı fiziki mekanlarda..