8 Kasım 2015 Pazar

duyuru


Aylar geçse de üstünden, bu kalp seni unutur mu?

Merhaba eski dostlar ve merhaba henüz tanışmadığımız diğerleri.. Yeni yıl öncesinde 3.sayıyı çıkaralım isteriz.. Bunun için haydi pamuk eller klavyelere.. Elbette resim ve illustrasyon çalışmalarınızı veya siyah beyaz fotoğraflarınızı da göndermenizi bekliyoruz..

Playlistler için öneri yapmaktan çekinmeyin.. Bildiğiniz güzel şarkıları biz de bilelim..

--
Not: ikinci sayı basılmamıştı, onu da üç ile birlikte bastırıp birkaç yere bırakacağız..

Havalara dikkat edin, hastalanmayın.. Haydi görüşmek üzere..

3 Ekim 2015 Cumartesi

playlist | 9

joytürk akustik hesabından seçilen 17 parça seninle.. toplam 68 dakika..

1- Bertuğ Cemil - yağmur
2- Mabel Matiz - gel
3- Demir Demirkan - zaferlerim
4- Kıraç - Olur ya
5- Seksendört - kendime yalan söyledim
6- Yüksek Sadakat - fener
7- Model - sen ona aşıksın
8- Bülent Ortaçgil - bu iş çok zor yonca
9- Yeni Türkü - çember
10- Multitap - Yalnızlık ömür boyu
11- Göksel - dudaklarında arzu
12- Gökhan Türkmen - büyük insan
13- Model - bir melek vardı
14- Zakkum - veda busesi
15- Bengü - unut beni
16- Zakkum - anason
17- Mehmet Erdem - olur ya

***

27 Eylül 2015 Pazar

yarasa #2

Hanımlar beyler, ikinci sayı hazır.. Hemen aşağıdan okuyabilir, pdf olarak indirebilir hatta isterseniz bastırabilirsiniz..

Sosyal medyadan #YarasaFanzin etiketi ile paylaşım yapmayı da ihmal etmeyin efendim..

Üçüncü sayı Aralık sonuna doğru olabilir ya da olmayabilir.. Tarz olarak hikaye, deneme ve düz yazı ağırlıklı yazılar yayınlanacak lütfen şiir göndermeyin.. Resim, fotoğraf, illüstrasyon ve çizgi hikaye gönderebilirsiniz..

Keyifli okumalar..


22 Eylül 2015 Salı

playlist | 8

Işığın loş olanı makbüldür bu listede. Mis gibi piyano resitali. Full faça!

1- Evgeny Grinko - Valse
2- Balmorhea - In The Rowans
3- Il'ya Beshevli - Morning Again
4- Misha Mishenko - Forleikur
5- Oskar Schuster - Fjarlægur
6- Carlos Cipa - The Whole Truth
7- Robert J. P. Oberg - H
8- Alim Zairov - The Journey Begins
9- Yuki Murata - Prologue
10- Sophie Hutchings - Sunlight Zone
11- A Model Kit - In Silence We Speak
12- Kai Engel - Moonlight Reprise
13- Nikola Melnikov - Fairlane Acoustic



1 Eylül 2015 Salı

playlist | 7

merhaba efendim.. sıradaki parça bir bira içimlik vakti olanlar için..
hafif hareketli ve biraz duygulandıran 10 tane Türkçe şarkıdan oluşur.. 36 dakika..
mutlu akşamüstleri..

---

Erkin Koray - sevince
Gökben - aşk dediğin laftır derler
Ajda Pekkan - ilkokulda tanışmıştık
Esmeray - Unutma beni
MFÖ - sür efem atını
Özdemir Erdoğan - gurbet
Tülay - büklüm büklüm
Cem Karaca - tatlı dillim
Ersen ve Dadaşlar - hatamızı bilmeden çekiyoruz
Moğollar - bu nasıl dünya

---

17 Ağustos 2015 Pazartesi

gönlünün dibi diyorum kadın

Gökyüzü diyorum kadın,
Gökyüzü,gözlerin kadar ayna olamaz bana.
Yalnız,çizebilirim seni bulutlara.
Bir yağmurla düşersin yanıma.
Saçların diyorum kadın,
Uçurumun ucunda bir halat kadar değerli mi?
Düşmesem de o uçurumdan,
Gönlünün dibine çakılmışım.
Lanet olsun ki papatya diyorum kadın,
O kadar mı içine çektin beni?
Bu kadar mı ölüyorum ben sana?
Ne kadar da okşayamamışım saçlarını?

Doğukan Çakır

9 Ağustos 2015 Pazar

son otobüs


hayal edilen -->

Genç adam otobüstedir.. Otobüs kalabalıktır.. Yeni binen insanlar tutunacak yer bulmakta zorlanır.. Şoför, tanrıya inanır gibi inanır, arkalarda boş yer olduğuna ve sürekli uyarır "ilerleyelim lütfen".. Hemen sonra genç adam, genç kadın ile göz göze gelir.. Genç kadın tutunacak yer bulamamıştır, her an düşme tehlikesi ve daha kötüsü olan yanındaki çirkin adama temas etme durumu söz konusudur..

Genç adam birkaç saniye içinde mevzuya uyanır.. Genç kadına uzanır "gel" der "lütfen yanlış anlama fakat düşeceksin şimdi, kolumdan tutunabilirsin".. Genç kadın etkilenir, der ki "ne kadar da centilmen bir erkek" ve teşekkür eder..

Genç adam ineceği durağa geldiğinde "yarın aynı saatte aynı yerde" der ve iner.. Genç kadın "tanrım" der "ne kadar da romantik bir erkek"..

Genç kadın yatağına yattığında gözünün önüne o adam gelir, gülümser, yastığına sarılır ve uyur.. Aşık olmuştur..

Genç adam, yatağına yattığında gözünün önüne o kadın gelir, gülümser, tavana bakar ve uyur.. Aşık olmuştur..

gerçekte olan -->

Giriş aynı....

Genç adam birkaç saniye sonra mevzuya uyanır.. Genç kadına doğru bir adım atar, fakat bu delicesine kalabalık otobüste, onca insanın önünde rezil olmaktan korkar.. Konuşmaya cesaret edemez..

Genç kadın, kulaklığını takar, müzik açar, hemen ardından watsapp.. Kız arkadaşlarına isyan eder, otobüsün kalabalığından, otobüsteki adamların çirkinliğinden bahseder.. Sonra bizim az çirkin genç adamı abartarak, "çok yakışıklı bir çocuk otobüse bindiğimden beri beni kesiyor" diye anlatır..

Genç kadın, arada bir nerede olduğumuza bakmak için kafasını telefondan kaldırdığında, genç adamla göz göze gelir, "üff slk şey" der fısıltıyla.. Telefona geri döner, facebook, instagram.. bakar ha bakar..

Genç adam ineceği durağa geldiğinde, düğmeye bastığı halde kapı açılmaz, bağırır "orta kapıııı".. Genç kadın adama bakar "üff gerizekalı" der..

Genç kadın yatağına yattığında telefon hâlâ elindedir, bugün attığı selfieler her zamankinden daha çok beğenilmiştir.. gülümser.. Kendine biraz daha aşık olur..

Genç adam yatağına yattığında, gözünün önüne o kadın gelir.. Tavana bakar, acaba başka şartlarda yeniden karşılaşır mıyız diye düşünür ve uyur..

5 Ağustos 2015 Çarşamba

biliyorsun

via: https://flic.kr/p/5P7BwK

şimdi sen,
eski bir kamyonetin kasasında,
elinde megafonla,
varlığını haykırıyorsun beton yığınlara..
Sen biliyorsun,
ne diğerleri senin umurunda
ne de sen onların umurunda,
diğerleri yok aslında..
En fazla dört kişi severse seni..
En az on kişi nefret eder senden..
kötülük mutlak çoğunlukta..

1 Ağustos 2015 Cumartesi

playlist | 6

14 parça 67 dakika yabancı psychedelic rock playlist

---

1- the beatles - a day in the life
2- tame impala - let it happen
3- jefferson airplane - white rabbit
4- big brother and the holding company - summertime
5- frank zappa - cosmik debris
6- the seeds - can't seem to make you mine
7- kissing spell - yellow moon
8- 13th floor elevators - roller coaster
9- traffic sound - virgin
10- lazy smoke - there was a time
11- abstract truth - moving away
12- aguaturbia - i wonder who
13- the doors - light my fire
14- the doors - the end

--

29 Temmuz 2015 Çarşamba

duyuru



Sayın memeliler;

İkinci sayı için yazı, resim ve illüstrasyon çalışmalarını 21 Ağustos'a kadar gönderin..

İçerik yine deneme, hikaye, düz yazı ve çeşitli görsellerden oluşacak fakat duygusal, melankolik şeylerden ziyade, eğlenceli, ütopik, fantastik, kurgu, mizah ve yeraltı edebiyatı diyebileceğimiz tarzlarında işler istiyoruz..

Yazıları word dosyası olarak yarasafanzin@gmail.com adresine, adını ve istersen twitter adresini ekleyip gönder..

Görsel içeriğe de ihtiyaç var.. Siyah beyaz baskıya uygun her türlü görsel değerlendirilir.. Özellikle kapak ve arka kapak için illüstrasyon, çizim veya fotoğraflar havada kapılır..

Ayrıca playlistler için şarkı önerisi de yapabilirsin.. facebook, twitter veya e-posta yolu ile ulaşım serbest..

Not: İlk sayı tükendi ama basılı olarak sahip olmak isteyen olursa pdf dosyasını indirip kendiniz basabilir veya bir kırtasiyede baskı alabilirsiniz.. A4 kağıda arkalı önlü toplam altı yaprak.. En fazla bir lira tutar..

Sormak veya eleştirmek istediğin bir şey olursa çekinme..

15 Temmuz 2015 Çarşamba

playlist | 5

Nispeten "yeni yetme" denebilecek müzikçileri topladım. Elde kahve ile dinlenmesi önerilir. Ve evet, biraz düşük mod şarkıları.

1- İkiye On Kala - Bazı Şeyler Telefonda Eksik Anlatılır
2- Halimden Konan Anlar - Bıktım Bye
3- Yüzyüzeyken Konuşuruz - Ölmemişiz
4- Yok Öyle Kararlı Şeyler - Evde Ekmek Yok
5- Kaç Canım Kalmış - Buz Gibisin
6- Adamlar - Unutmazsan Unutmam
7- Sen Yağmur Dök - Kedi ve Karpuz
8- Evdeki Saat - Biraz Olsun
9- Hay Bin Kunduz - Değirmen
10- Can Güngör - Silik Düşler
11- Nil İpek - Sağanak Yağmurlu Şarkı
12- Kıvılcım Ural - Buralar Benimdi Eskiden
13- Son Feci Bisiklet - Bikinisinde Astronomi
14- Su Soley - Bu Yaz

Afiyet olsun efendim.


8 Temmuz 2015 Çarşamba

hapşırık


öyle olacak..
aksi mümkün değil ki
biliyorum çünkü
her birinizin omuzunda
başka bir bacak
bazılarında naylon çorap
bazıları çırılçıplak..
ulan siz değil misiniz
yastığa kafayı gömüp
çığlıklar atan ve
kalpazanlıkta eline su dökülemeyen..
siz değil misiniz
kırık dişinin arasına sıkışan susama dil değdiren..
bak bir buçuk litre su aktı sen aynaya bakarken..
boş yere aktı.. şimdi gidip boklarla karışacak
peçetelerle, kıllarla, döllerle karışacak..
kan ile karışacak ulan kan ile..
altın klozeti olanların sidiğiyle karışacak..
neyse bırak bunları tam o sırada
başka bacaklar başka omuzlara çıkacak
ve elbette bazıları yorulacak..
bazıları sigara yakacak
bazıları hapşıracak..

27 Haziran 2015 Cumartesi

Bir Gevende Konseri

Hayatımın ilk Gevende konserini anlatayım mı sizlere? Sanırım şimdiye kadar gittiğim en iyi Gevende konseriydi.


Sene 2002, Ankara'ya taşındık. Lise 2'ye gidiyorum. ilk arkadaşlarımı edindim, sonra da sonsuza kadar arkadaşlarım oldular. Onlardan bir tanesinin hikayesi aslında. Müzik zevkim o zamanlar daha yeni oluşuyor. Yeni yeni gruplar keşfetmece aşaması, ergen zamanlar tabii, daha bir hevesle tüketiyoruz müziği. Neyse...

O liseden arkadaşım benden bir sene sonra üniversiteyi kazandı, Hacettepe Kimya Öğretmenliği hem de Almanca eğitim veriyor. O arkadaşımın ailesi memur tabii, öğretmenlik de garanti meslek gibi görüldüğünden çok memnundular bölümünden. Hazırlık okudu arkadaşım, bir yılda verdi hazırlığı, sonrasında ise üç yıl boyunca 1. sınıfı okudu. Yok arkadaş, dersler zaten ağır, bir de Almanca olunca hepten ümitsizliğe kapıldı.

O zamanlar Hacettepe'de tanıştığımız başka bir arkadaş vardı, resim okuyan. Bizim bu arkadaşa ufak tefek perspektif, gölge, hacim nasıl çizilir gösteriyor, hobi olarak tabii. Ayrıca bu arkadaş çok çalışkan bi kızdı, köfteci, stantçı ne iş versen yapar, kendi harçlığını kendi çıkarırdı hep. Onu tanıdım tanıyalı çalışır bir şekilde.

Kafasına biraz geç de dank etse, etti hanım kızımızın, "sınava gireceğim" dedi, güzel sanatlara hazırlanmayı koymuştu kafasına, resimle hiç ilgisi yokken. Ailesine hiç açmadı bu mevzuyu, fazla anlayışlı oldukları söylenemezdi. Hele ki "para kazandırmayacak" bir bölümde okumalarına kat'iyen müsaade etmezlerdi.

Uzatmayayım. Girdi sınava. Desen kursuna ise kendi kazandığı parayla gitti. Sıra geldi yetenek sınavlarına girmeye. Sınavlar ücretli, şehirleri gezmesi gerek, ailesi hala bilmiyor. Etrafında kim varsa, ne kadar çıkabiliyorsa çıktı, sınavlara da girdi. Hacettepe Seramik. Tutturduğu bölüm. İnandı ve yaptı gerçekten. Ailesi hala bilmiyordu. Kayıt zamanı geldi, kaydını da yaptırdı. Ailesi bilmiyordu hala.

Ne mi yaptı? Annesine 8 sayfa mektup yazıp çıktı evden. Hayallerini, gerekçelerini, başarısını yazdı. İşte o akşam gittik Gevende konserine. Keyfi hiç yerinde değildi, belki gelir diye gitmiştik. Gelmedi tabii ama yine de kafası biraz dağılmıştı. Sınavları bitince gittiğimiz Olimpos tatili de tam yerine getirmemişti keyfini.

O konserin üzerinden 4 yıl geçti. Bölüm 2.'si olarak mezun oldu, araya erasmus sıkıştırdı, o sırada Türkiye'nin en bilinen hiperrealist heykeltıraşının atölyesinde çalıştı, okul masraflarını çıkarmak için. Ailesi mi? 2 gün sonra affetti tabii canım, döndü evine. Şimdi mi? Kendi alanında yüksek lisans yapıp araştırma görevliliği yapıyor.

O konserin üzerinden 6 yıl geçti. Başka konserlere de gittim, o da gitti. İstemediği bir bölümde çürümemeyi seçerek gitti konserlere, sevdiği işi yaparak gitti konserlere. Daha cesur olarak gitti...

24 Haziran 2015 Çarşamba

playlist | 04

Naçizane bir pileylist de ben hazırladım ^_^ Yerlilerden derledim ama şu an aklıma gelmeyen çok kişi vardı da, şimdilik bunlarla idare edin. Biraz saykodelik, biraz elektronik.

1- Zi Punt - Nudge
2- Portecho - Symphaty
3- Ayyuka - Beni de Allah Yarattı
4- Böbrek Soundsystem - Seks Dolu Bir Yaratığım Ben
5- Bedük - This Fire
6- Onor Bumbum - Vurursun Patlar
7- Bubituzak - Kulaç
8- Nekropsi - Erciyes Şokta
9- Nu Park - Walk in the House
10- Norrda - I Know (Tan Tunçağ Remix)
11- Işıl German - Biliyorum Sensin O
12- Toz ve Toz - Develerle Yaşıyorum

23 Haziran 2015 Salı

Ölü Yatırım

Şu an bu jileti bileğime dikine saplayamıyorsam hepsi çocukluk tramvamdan dolayıdır. Ne mi? Anlatayım.

Nispeten varlıklı bir tüccarın oğlu olarak doğdum. Annemin çalışmasına ihtiyacı yoktu o zamanlar. Üç yaşıma geldiğimde lösemi teşhisi koydular. ÜÇ! Şu anda gayet sağlıklı bir bireyim ancak o zamanlar çok meşakkatliydi bu durum. Şu anki halime gelmem 10 yıl kadar sürdü. Beni kurtarmak için ailem, hiç hesaplarında olmayan bir kardeş dünyaya getirdiler. Ondan alınan kök hücre ile tedavimi gerçekleştirebildim. Kemoterapiler, ilaçlar,..

Bu süre zarfında babam baya zarar etti, işlerle ilgilenemediği için. Battı desem yeridir. "Para sonuçta, yerine konur" diyordu her seferinde, koyamadı. Zamanın fırtına gibi esen tüccarı, artık başlarının işinde çalışıyordu. Annem de el işi, pasta börek, temizlik işlerini yapıyordu para karşılığı. Yılların ev hanımı iş kadını olmuştu. İkisi de mutluydu ama, beni iyileştirdikleri için. Ben de geri kaldığım derslerimden ötürü başarısız bir öğrenciydim. Bizimkiler bu durumu da hoş görüyorlardı. Hastalığım geçmesine rağmen, hala ölecekmişim gibi bakıyorlardı bana.

Okulu zar zor bitirdim, kafam almadığı için üniversite okumadım, ısrarlarım sonucu ise meslek lisesini tamamladım. Babama kalsa Anadolu lisesine gidip üniversite okumalıydım ama benim de kapasitem bu kadar işte. Tekniker mi teknisyen mi ne karın ağrısıysa ondan oldum işte. Bizim buradaki fabrikalardan birinde şef oldum, fena sayılmayan, buraya yetecek bir maaşla. Babamın Bağ-Kur'dan yatırdığı primleri de toplayınca birkaç yıla kadar emekli olması gerekiyor. Tek mal varlıkları şu anda yaşadığımız iki göz ev. O da dededen kalma... Bana çaktırmasalar da varlıktan yokluğa düşmenin zorluğunu gözlerinden anlayabiliyorum ama yine de beni hayatta tuttukları için mutlular, övünebilecekleri bir başarıları var.

Kardeşimin kafası ise zehir gibi çalışıyor. Bir insanın aklı hem derslere hem ticarete basar mı, basıyor işte. Hem madden hem manen ilgisizlikten zor şartlar altında sürdürüyor kendi gelişimini. Hala takdir getiriyor karnesiyle birlikte. Bir-iki yıla onun da lisesi bitiyor. Hocaların göz bebeği, üniversitede iyi bir yere yerleşmesine kesin gözüyle bakıyorlar. Beni de çok seviyor ancak ben ona her baktığımda gözümden pişmanlık akıyor.

Düşünsenize; bana harcanan emek ve para ile sıfırdan bir insan yaratılabilirdi. Hatta o insan geleceğin en büyük patronu olabilirdi, filozofu, bilim insanı, sanatçısı, sporcusu... Her şey olabilirdi. Bir de yatırım yaptıkları bana bak. Vasat bir fabrika şefiyim. Sormazlar mı insana, sen bunun için mi ölümden döndün diye? Her intihar fikrimde 3-13 yaş aralığım aklıma gelir. Sadece hayatta tutma güdüsüyle mi uğraşmışlardı benimle o kadar acaba? Yoksa benden, olduğum kişiden çok daha fazlasını mı bekliyorlardı?

Merak etme anne, o jilet bugün de saplanmayacak ama keşke benim yerime geleceği daha parlak birini kurtarsaydınız. Kendi hayatını bile toparlayamayan biri yerine, şu anda dünyayı değiştirme potansiyeline sahip bir birey yetiştirmiş olabilirdiniz.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Yarasa #1

Hanımlar beyler, ilk sayı tamamdır..

online versiyonu hemen aşağıdaki issuu penceresinden ücretsiz okuyabilirsin.. Basılı olarak da çok yakında Ankara ve İstanbul'da bulunacak, onu da ücretsiz alabilirsin..

Bazı resimleri izinsiz kullandık, umarım sahipleri anlayışlıdır ve fakat bu işten herhangi bir gelir elde etmediğimiz için sanıyorum sorun olmaz..

keyifler olsun efendim.. görüşmek üzere..
yarasa içindekiler sayfası


Yarasa Fanzin #1 - ISSUU

6 Haziran 2015 Cumartesi

playlist | 03

Haziran 2015


1- Chet Faker - gold
2- The Doors - touch me
3- Iyeoka - every second every hour
4- Alt J - breezeblocks
5- Starsailor - alcoholic
6- Norah Jones - chasing pirates
7- Nirvana - the man who sold the world
8- Imagine Dragons - demons
9- Lisa Hannigan - what'll i do
10- Lana Del Rey - i can fly
11- SOKO - monster love
12- Norah Jones - happy pills
13- Priscilla Ahn - cry baby
14- The Doors - roadhouse blues
15- OK Go - i won't let you down

toplam 58 dakika..
---

19 Mayıs 2015 Salı

sürüye katıl

Hanımlar beyler, sayın memeliler..

Fanzin başka, blog başka.. Bu blog güzel ve kalabalık olsun istiyoruz..

Yazacak bir şeylerin var mesela ve kendi kafana göre bir yer arıyorsun, kendine blog açmaya üşeniyorsun belki.. İşte o zaman bizim kapımız açık, gel burada yaz..

Belki başka yerlerde yazıyor / çiziyor olabilirsin, bu bizim için sorun değil, senin içinde değilse gel birlikte kanat çırpalım..

Arada bir bu blogda da yazmak istersen bir e-posta gönder, birbirimizden elektrik alırsak inşaat işine girelim, çok iyi para dönüyor inşaatta..

Sürü dediğimiz yarasa sürüsü elbette koyun sürüsü değil.. Dolayısıyla baktınız olmuyor sürüden ayrılmak istiyorsunuz uçar gidersiniz efendim, siz bilirsiniz yani..

Çoban yok, sansür yok, herkes rahat olsun..

yarasafanzin@gmail.com


11 Mayıs 2015 Pazartesi

playlist | 02

Mart 2015 - part 1

***
1- Emre Akbay - mühür
2- Neyse - siyah
3- Selin Sümbültepe - renk vermez sana
4- Meksika'ya sevgilerle - seni seviyorum
5- Gaye Su Akyol - biliyorum
6- Can Gox - haydar haydar
7- Kalben - sadece
8- Ars Longa - gözyaşı şişesi
9- Rehber - ruh
10- Deniz Sipahi - son rüya (Tüzmen cover)
11- Depar - gözyaşlarım dinmez
12- Meli - aldandım
13- Melek - melek lekeli
14- Kesmeşeker - her şey sermaye için sevgilim

mısır

ayağım kayıyor.
yazdığım şeyleri insanlara yazı diye kalakalıyorum
bari şiir deseymişim
ne yazdığıma hiç mi hiç bakmadığımın kanıtı.

Ayaklarım ısınınca uyuyorum ben. Mayısa gelmişiz, ama iki üç saat sonra anca ısınıyor o yatağın içinde. Kendimle vakit geçirmeyi öğrendiğim zamanlardayım ve aynı satırda devam
etmekten
sıkılı
yo
rum

bakın şimdi sizden nefret ediyorum tam olarak şu an
metroda telefonun içine düşen ve her baktığımda hiç değişmeyen
o insan kalabalıklarından
ne farkınız var
telefonlarınızdan ve bilgisayarınızdan nefret ediyorum
size kendinizi ve günün yirmidört saat olduğunu unutturuyorlar
siz de bunu yiyorsunuz
siz biraz salaksınız lütfen kabul edin

dolmakalem birleşik mi yazılır ayrı mı
o gün o pantolonun üstüne o gömleği giymeseydin
ama kız zaten çirkindi bi şey olmaz
ben daha çirkinim ama biliyorum boşver

4 Mayıs 2015 Pazartesi

" Bahar gelmiş neyime" insanları

Hava o gün çok güzeldi. Oh mis gibiydi.  Mevsim bahardı.  Gerçi bahar kendini biraz kış sanmıyor değil.  Mevsiminde kendiyle bir sorunu vardı belki. Kahramanımızın bir kaç sağlık sorunu vardı.  Etrafından "aman ihmal etme, bizim komşunun oğlu gibi kanser falan çıkar bir tahlil yaptırmak gerek, şeker hastalığı belirtisi bu.. ay yaşında genç,  yazık vah!" Gibi uyarılara kayıtsız kalamayarak biraz oturmuş bir sistemden e-randevu almanın rahatlığıyla muayene oldu.

O kadar beklentiye girmiş,  kendini her şeye hazırlanmıştı fakat tahlilleri temiz çıktı.  Biraz beslenmesine dikkat etmesi gerekiyordu. Mutfaklara giremeyen fakat yurt dışına gönderilmesi ile gurur duyulan zeytinyağı tüketmeli,  beyaz et falan yemeliydi.

Hastahaneden çıkıp yürüdü doğa yürüyüşü yapmaya karar verdi. Patika Boyunca, ılık havayı teninde hissederken bir grup papatya gördü,  selam verdi yanlarına sokuldu.  Bir tanesini gözüne kestirip kökünden çekerken, papatya "göğsümden kalbimi kalbimi kalbimi söküyorsun" dese de, kahramanımız Hz. Süleyman'ın genlerinden eser miktarda almış olmalı ki; papatyacığın narin yakarışını duymadı.

Kahramanımız papatyayı kokladı.  Uzun süredir kendisini bu kadar duygusal hissetmemişti ki bu durum uzun sürmedi. Aklı yine atamalara,  sınavlara,  demokrasi-eşitlik kadın hakları ve malesef asgari ücrete gitmişti.. Aldı papatyayı eline bu yöneticiler ve muhalefet ve halk, bu ülkeyi "seviyor - sevmiyor, seviyor - sevmiyor.."

Depresif Polyanna

fotoğraf: lightlanaskywalker

1 Mayıs 2015 Cuma

Zihinsel Boşalmalar - 2

fotoğraf: Cliodne010
<<Kalbim hararet yaptı. İçtiğin sigaraya özendim bugün.
İliklerim, ruhum, zihnim ve içimdeki arsız şeytan öyle çok ''sen'' ile dolu ki, tek istediğim tadına bulanmış halde rüyasız bir uykuya dalabilmek...
Ve ben karmakarışık olurum bedenim zihnimin oyunlarına alet olmak arzusuyla kıvranmaya başladığında... Şimdi de sana doğru akmak arzusuyla kıvranıyorum işte...

Şimdiye kadar yaptıklarımız, ziyafetten önce ağzımıza birer damla bal çalmak gibiydi... Ciddiyim!
O yüzden gel! İçim dapdaracık, çünkü içimde boğucu bir şeyler var sen yokken... >> diye düşündü durup dururken... Oysa ki Adam uzaktaydı. Gelemezdi...

AmaçsızÇocukTribi

28 Nisan 2015 Salı

duyuru


Sayın, burayı okuyanlar,

Deneme, öykü, modern şiir, saçma sapan gibi görünüp önemli bir konuya parmak basan ve sıkıcı olmayan yazılar, siyah beyaz resimler, komiklikler, hatta birkaç siyah beyaz karikatür filan gönderin bize..

Fakat bilinçaltınızda yatan korkunç veya gizemli, seksi, şizofrenik, çoklu kişilik, halüsilojenik hadiseler efendim böyle eltinizi öldürme planları gibi şeyler içeren yazılar resimler çok daha ilgimizi çeker.. Çok daha güzel olur..

Biliyorum, ilk sayı işte.. Henüz ne olduğu belli değil ama çekinmeyin a dostlar.. ekip iyi olursa kobi destek kredisi alıp dükkana tabure tavla filan alırız.. büyürüz iyi olur :)

21 Mayıs'a kadar gönderin lütfen ama bak son güne bırakmayın sakın.. Bir de bunun daha düzenlemesi var baskısı, kesimi, katlaması, zımbalanması, dağıtılması filan ohooo bir ton iş var yani..

Hadi bekliyorum..
Atakan..
yarasafanzin@gmail.com

27 Nisan 2015 Pazartesi

ve öyleydi...

  Yetkililer çok iyi çalışmıyordu. Elektrikler ilk kez bu kadar uzun süreli kesilmişti. Sabah sevdiceğine ergen tribi yapıp, öğleden sonra barışan sevgili ayrılığı gibi değildi. Evet ciddi ciddi tamamen gitmişti.!.

kaynak: favim
    Fakat sular akıyordu neyse ki. Yüzlerce kişi duşta köpüklü kalmamıştı. Su soğuk da olsa akıyordu.

    Bir grup öğrenci; başka başka yerlerde başka başka yöntemlerle ders çalışmayarak eğitim çıtasının düşüş göstermesine katkı sağlıyordu. Zaten YGS' de barajı geçen öğrenci sayısı da sekteye uğramıştı. Acaba öğrenciler kendi aralarında ne işler çeviriyordu. Kanıt dizisi yetkilileri bu olaya el atmalıydı.

     Ve ben seni seviyordum. Bütün bu olanlara rağmen seni sevebilme hissimi kaybetmemiştim. Hani yoğurt ve salatalığı su katmadan karıştırıp yeni bir şey icat etmiştik, hatırlar mısın? Belki o günlerde de sular kesikti ama bak şimdi öyle mi? Şimdi en fazla elektrikler kesiliyor? Sular, sular seller gibi ah ah :)

    Hem 3G'miz var bizim. 4G ve 5G'lerde varmış başka başka ülkelerde ama biz sabredecekmişiz 5G için. Çünkü bizim sabır taşı olduğumuz konusundaki söylentileri yalancı çıkarmamamız gerekli. Çünkü biz kavuşamayan sevdalılar, bu şekilde sabrımızı pekiştiriyoruz. Gerçi çeyiz yardımıyla bizi kavuşmaya teşvik ediyorlar ama biz bu oyunlara gelmeyiz! Ne demiş ünsüz bir düşünür "kavuşursak ölürüz biz" bunu kimileri "ayrılsak ölürüz biz" şeklinde okuyor. Aman sevgili sen bu oyunlara gelme.  Daha deleceğim dağlar var benim. Hem dememiş mi sanatçı "oysa  ayrılıklar da sevdaya dahil!"

Depresif Polyanna

23 Nisan 2015 Perşembe

playlist | 01

Ayda iki kere müzik listesi yayınlamak gibi bir düşüncem var..
Bunlar bazen yerli bazen yabancı bazen karışık olabilir.. Elbette müzik tarzlarında da farklılıklar olabilir..
İlk liste Türkçe 20 şarkıdan oluştu.. Biraz da aceleye geldi aslında..
Neyse haydi iyi dinlemeler..

***
1- Son Feci Bisiklet - İ.K.O
2- Adamlar - Kapısı kapalı
3- Yasemin Mori - Bitli kaptan
4- Gaye Su Akyol - Zaman asla affetmez
5- Nada - Birileri
6- Yüzyüzeyken Konuşuruz - Ateş edecek misin?
7- Kıvılcım Ural - Şaraba benzer
8- DANdadaDAN - Tezkere
9- Kaç Canım Kalmış - Banklarda mı yatayım?
10- Ceylan Ertem - Son bakış
11- Korhan Futacı ve Kara Orkestra - Geleneksel mahşer günü
12- Bubituzak - Kulaç
13- Dolunay Obruk - Aşık olmak istemem
14- Su Soley - Anladın mı?
15- Sattas - Eskitilmiş
16- Şirin Soysal - Bir şeyler var
17- Peyk - Köleler ve kilitler
18- Ali Atay - Eksik bir şey mi var
19- Flört - Lan oğlum böyle olmaz
20- Melis Danişmend - Bin doz öfke
***

21 Nisan 2015 Salı

Normal

Her şey normal. Nedir normal? Nasıldır normal? Nasıl normal olur her şey? Nasıl normalleşir? Nelerdir normaller? Et yemek normal midir mesela? Sigara içmek? Alkol almak? Ölmek? Doğmak? Okumak, sıçmak, sevmek, düşünmek, dinlemek? Her şey normal değil mi?

Normal bir şey hayatınıza ne katabilir? Hayatınıza bir şey kattığını hissettiğiniz andan itibaren hala normal denebilir mi? Mucizevi şeyleri dahi normalleştirmek, sıradanlaştırmak, onlara olan değeri azaltır mı?

Ana rahminden çıkıp popoya yenen ilk şaplaktan itibaren atmosferde serbest dolaşan oksijen, azot vb bilimum elementleri ciğerimize çekip, kullandıktan sonra karbondiyoksit olarak geri veririz atmosfere. Çok normaldir değil mi bu? Günde ortalama 23000 kez yaptığımız bir şey.

Her şey normalleştikçe hiçbir şeye şaşırmaz hale geliyoruz. Durup bir çiçeği seyretmiyoruz, çayın tadını çıkarmıyoruz, meydanlarda sesimizi yükselttiğimizde gaz kapsülü nereden gelecek diye tetikte bekliyoruz.

Şaşırmıyoruz yahu! Şaşırın lan! Merak edin! Nefesinizi tutun otuz saniye, nefes almanın ne kadar şaşılası bir şey olduğunu farkedin. Tomurcuğundan yeni sıyrılmış bir çiçeği seyredin saatlerce. "Çay işte" deyip geçmeyin, her bir damlasının farkına varın.

Sadece okumak yetmez, sadece bilgilenmek, öğrenmek yetmez. Yani "normal" yöntemlerle öğrenmek yetmez. Şaşırın! Şaşırdıkça merak edersiniz. Merak ettikçe araştırırsınız. Gözlemleyin, deneyimleyin. Her zaman kitaptan öğrenilmez bilgiler. Baktığınız, tattığınız, duyduğunuz, dokunduğunuz, kokladığınız her şeyi merakla yapın, şaşırarak yapın. Hiçbir şeyi normalleştirmeyin!

Not: Bu yazı, Yufkayüreklikelgöbekli.blogspot.com daki "NORMAL" isimli yazıdan alınmıştır..
YufkaYürekliKelGöbekli yakında yeni yazılarıyla burada..

20 Nisan 2015 Pazartesi

beni vur

parmak uçlarım hissiz..
sarı ışık yanıp sönüyor köşede
el frenini çekip kaydıracağım birazdan
işin ucunda hasar var.. belli..
hasarlı beynim, tüm geçmişim..
yarım kalan bir elma gibi
sararmış hayallerim..
açım.. ruhum aç..
biraz gitar sesi verin bana
biraz da midye dolma..
kalemim var da
biraz parşömen getirin ulan
biraz da marijuana..
parmak uçlarım saçlarına
parmak uçlarım yanaklarına
parmak uçlarım omuzlarına
gel yatakta devam edelim kalanına..
davalı oldum bir kere
twitterda birine göt dedim diye..
geldiler, silahları da var..
beni vur, beni onlara verme..

Fotoğraf -> flickr/kafreenphotos

19 Nisan 2015 Pazar

Zihinsel Boşalmalar - 1

Uzun zamandan beri görmediğiniz, ancak yeniden karşılaştığınız bir kişiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirme olasılığınız pek azdır. Yani çoğu zaman laf lafı açmaz, araya uzun sessizlikler girer ve her iki kişi de içinden bolca zihinsel boşalma yaşamaya başlar. Onlara da böyle olmuştu işte... Facebook adı verilen sosyal ağın en büyük keleği olan ''tanıyor olabileceğiniz kişiler'', bir kez daha birbirlerinin hayatlarında olmalarına hiç lüzum olmayan iki kişiyi bir araya getirmişti...

Hayatı Burger King'in önünde potansiyel sevgilisini beklemekle geçen erkeklerden birisiydi o. Çirkin değildi belki ama hayata karşı önüne geçilemez bir sakarlığı vardı. Hiç bıkmadan kendi ile aynı olmasa bile benzer hisleri hisseden birini arardı. Kendi ile çelişir, çelişik duyguların altında ezilir, ezildikçe de kollarını birbirine kavuşturarak inat eden bir çocuk gibi anlaşılmayı beklerdi. Şimdi de bekliyordu. Taksim'deki Burger King'in önünde liseden beri görmediği, fakat bir zamanlar aşık olduğu o kızı bekliyordu. Saat 12:58:48'di ve kız her an gelebilirdi...

Geldi.

Kız hala güzeldi. Biraz kilo mu almıştı? Olsun ama güzeldi. Dudağının kenarında ufacık bir gülücük vardı. Acaba geldiğine pişman mı olmuştu? Elindeki kitap neydi? Hangi yazarındı? Yanına doğru yürüse miydi, yoksa gelmesini mi bekleseydi? Bir adım attı, vazgeçti. İçinden küfretti. Karar veremiyordu işte böyle. O karar verene kadar hayat akıyordu. Gene öyle olmuştu, kız gelmişti...
İçinde milyonlarca soru işareti barındıran bir merhaba ile selamladı kızı.

''Merhaba''
-Elini sıktım ama fazla mı resmi oldu? Öpse miydim? Gözleri hala aynı muzip ışıkla yanıp sönüyor. Acaba bir gün onu gerçekten öpebilir miyim?

Fotoğraf: Mike Cotrutsa
Beraberce İstiklal'den aşağıya doğru yürümeye başladılar. Aman trafik çok fena, bu İstiklal'in yolları da çok bozuldu gibi fazlasıyla saçma cümleler kurdular. Daha sonra self-servis veren bir kafeteryaya girip oturdular. İlk 20 dakika eski lise anıları bir şekilde idare etti her şeyi. Liseden sonra yapılanlar da anlatıldı. Sustular. Kız arada bir telefonuna bakıyor, kimi zaman da dışarıyı seyrediyordu. Gözleri buluşmuyordu. Hayal edilen o sıcaklık yoktu. Sonra aniden belki de ilk kez gerçekten baktı kız ona...

''Muhabbet bitti galiba.'' der gibi baktı kız. Facebook'un canı cehenneme!
''Siktir et, hala çok güzelsin.'' der gibi baktı erkek. Daha önce hiç gerçek bir sevgilim olmadı!
''Bana mı diyorsun? Buraya gelmem hataydı. İnsan hiç mi değişmez? Çok sıkıcısın.'' der gibi baktı kız. Acımasız.
''Beni hiç tanıma zahmetine katlanmadın ki. Neden geldin o zaman?'' der gibi baktı erkek. Yenilmeye alışkın.
''Ne bileyim ben? Yapacak daha iyi bir plan yoktu herhalde.'' der gibi baktı kız. Hala acımasız.
''Bir kadının sıcaklığına ihtiyacım var. En son ne zaman seviştin?'' der gibi baktı erkek. Aç.
''Ne diyorsun anlamıyorum.'' der gibi baktı kız.
''Sevişmek diyorum. Bana mı gitsek?'' der gibi baktı erkek.
''Eh, saat de geç oldu. Gideyim artık ben.'' der gibi bakmadı kız. Dedi. Kalktı, elini uzattı, eski günleri yad ettik ne güzel gibisinden veda cümleleri kurdu. Çekti gitti...


Erkek tek başına kaldı. Bazı güçlükler nedeniyle iyi oynanamamış bir tiyatro sahnesinde gibiydi. Onun hayatı suflörün bile ne diyeceğini şaşırdığı bir komedyaydı zaten... 


9 Nisan 2015 Perşembe

doğum

Merhaba..

İlk adımı attık..

Değişik şeyler yazan ve siyah beyaz resim yapan başka insanları da buralarda görmek güzel olur..

Korkma, öcü değiliz.. yaz bize.. yarasafanzin@gmail.com

Çok yakında.. burada ve bağzı fiziki mekanlarda..